ATAMIZIN BESLENME ALISKANLIGI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ATAMIZIN BESLENME ALISKANLIGI

Mesaj  buz_prens Bir Ptsi Haz. 08, 2009 12:31 pm

******�ÜN BESLENME ALIŞKANLIĞI - (Yediği ve Sevdiği Yemekler) I. ******�ün Sofrası

Tarihin ilk çağlarından bu yana devlet başkanlarının çeşitli
mesleklerden kişilerle sofrada oturup tartışma geleneği yarattığını
biliriz. Eski Yunan�da ünlü filozof Eflatun, öğrencileriyle tarihe
�Diyaloglar� diye geçen tartışmalarını �Akademia�da yapardı. Burası,
Atina�da bir felsefe okulu durumuna getirdiği evinin bahçesi idi.
Eflatun�da tıpkı hocası Sokrates gibi burada öğrencileriyle günün
sorunlarını aklın ve bilimin ışığında tartışırdı. Böylece gerçeklere,
iyiye, güzele, doğruya varmanın yolları aranırdı.

İşte ******�ün sofrası da bu nitelikte bir sofra idi.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu bir yazısında şöyle der: �******�ün
sofrasından hepimizin ruhunda ve dimağında nice derin, tatlı ve ibret
verici anılar, yaşama ve insanlığa dair, nice değerli dersler
kalmıştır.�

******�ün sofradaki sözleri, felsefesi, yol göstericiliği, fıkraları,
vecizeleri gerçekten bir hazine idi. Bu sofrada esen hava sevgi, vefa
ve arkadaşlıktı. Burada ilim, sanat, kültür, nesnel görüşler,
gerçeklikler, idealler yer alırdı. Ülke sorunları, geleceği, çözüm
biçimleri aranırdı. Gönül sohbet ister, kahve bahane şiirinde olduğu
gibi, M. Kemal için de amaç, tartışmalardı, iyiyi doğruyu bulmaktı.
Akıla yol açmaktı. Sofra ve içki ise bir araçtı. Gece yemekleri bazen
müzikli oluyor, çeşitli sanatçılar konser veriyordu.

Karatahta, tebeşir, silgi ve kütüphaneden gelen kitaplar, sofranın bir parçası idi.

***

II. Beslenme Alışkanlıkları ve Sevdiği Yemekler

******, boğazına düşkün, çok yiyen bir insan değildi. Kendisi bir
konuşmasında ziyafetlerde çok yemek yenmesini tasarrufa aykırı
bulduğunu ve sağlığa zararlı olduğunu söylemiştir.

Sabah kahvaltısında; çay, kahve içiyor, fazla bir şey yemiyordu. Soğuk
ayranla, bir dilim ekmek yerdi. Bazen bir kâse yoğurt yer, sonra sütlü
kahve içerdi.

Öğle yemeği: Bir iki dilim ekmek yerdi. Etsiz kuru fasulye, pilav çok
sevdiği yemekti. Kuru fasulyeye, �yağlı fasulye� derdi. Ayran ve
limonata içiyordu. İki dilim ekmeği ayrana batırarak yiyordu. Yoğurt da
ayrıca yiyordu. �Kuru fasulyeye okulda alıştım� demiştir. Kışla yemeği,
askerî yemek sayılmıştır kuru fasulye. İkindi üzeri ekmeksiz bir bardak
ayran içerdi.

Sofradan genellikle doymuş olarak değil, aç kalkarmış.

Akşam yemeği: Akşam yemeğinin ayrı bir önemi var. Konuklarıyla birlikte
yiyordu. Devlet görevi akşam yemeklerinde devam ediyordu.

Omlet seviyormuş, özellikle gece geç saatlerde acıkınca peynirli omlet
yermiş. Sahanda yumurta da severmiş. Etli taze bamya de sevdiği
yemeklerden. Karnıyarık da severmiş. Onu pilav karıştırarak yermiş.

Haşlanmış kuşkonmaz da sevdiği bir yemek. Enginarı hiç yememiş.
İstediği halde hiç yiyememiş. Hastayken enginar yemek istemiş.
Hatay�dan ısmarlamışlar. Fakat kendisi komaya girmiş ve yiyememiş. Ara
sıra fava denilen zeytinyağlı, limonlu bakla ezmesinden istediği
olurdu. Tatlılarla arası pek iyi değilmiş. Ama gül reçeli severmiş.
Kahveyi orta şekerli içermiş. 10-15 fincan içermiş. Hergün 40-50 sigara
içermiş. Meyvalardan kavun seviyormuş. Kavrulmuş, tuzlu leblebi, fıstık
da sevdiği yiyeceklerden. Soğan, sarımsak, pastırma gibi kokulu
yiyecekleri sevmiyormuş. İçkilerden rakı ve bira içiyordu. Sofrasında
çeşit bol değilmiş. Köşkte hazırlanan yemekleri yiyordu.

Sarhoşluktan hiç hoşlanmadığı söylenmektedir.

Çocukluğunda annesinin yaptığı Selanik�in ıspanaklı böreğini çok severmiş.

Seyahatlerinde gittiği yerlerde kendisine ikram edilen yörenin
yemeklerini zevkle yermiş. Ama bunlar O�nun sürekli yediği yiyecekler
değildi.

Kırşehir�de çorba, hindili pirinç pilavı, su böreği, karışık turşu ve
meyva ikramları ile karşılaşmıştır. Kırşehir�in su böreğini çok
beğenmiş.

Kaman�da sahanda yumurta, yoğurt, balbaşı, pekmez ve meyva yemiş.
Kızarmış tavuk, bulgur pilavı da orada ikram edilen yemekler
arasındadır. Kaman�da ikram edilen yoğurt ve pekmez karışımı bir tatlı
olan balbaşı pekmez dürüm ya da sokum biçiminde yufka ekmekle yenir ki
****** bu yiyeceği de sevmiş.

Adana�da severek yediği yemekler şunlardı: Bamya dolması, patlıcan
hünkâr beğendi, güveç, sini köftesi, domatesli pirinç pilavı, hanım
göbeği tatlısı. Tarsus�ta baklava yemiş ve ayran içmiş. Ayrıca çok
miktarda marul yemiş.

Siroza yakalanıp halsiz düştüğü günlerde tatlı yemesi gerektiğinde Yanya tatlısı ve irmik helvası çok hoşuna gitmişti.

Konya�da kendisine sedirler saç böreği ve Höşmerim denen kaymaklı tatlı
ikram edilmiş ve ****** bu özel yiyeceklerden memnun kalmıştı.
Özellikle belediye başkanının evinde hanımı bu yemekleri O�na ikram
etmiştir.

******�ün yemek ve kültür konusundaki yaşamını günümüz açısından değerlendirecek olursak şu hususlara değinebiliriz:

Sofrada uzun süre oturmak geleneğini ******�te görmekteyiz. Bugün
çağdaş ülkelerde insanlar, sofralarda uzun zaman oturmaktadırlar.
Tartışırlar, eğlenirler, iş hallederler. ****** de öyle yapmıştır.
Sofrayı O, ülke sorunlarını çözümlemede bir araç olarak kullanmıştır.

O�da bir Türk insanı olarak geleneksel Türk yemeklerini sevmekte idi.
Kuru fasulye ve pilav örneğinde olduğu gibi. Bugün hepimiz bu yemeği
severiz. Askerde de çok pişirilir bu millî yemek. Bazı kimseler askerde
bu yemeği çok yedikleri için askerlik dönüşünde artık yemezler.
Bıkmışlardır çünkü. Demek ki ****** bıkmamış.

Yemekleri fazla yememekle bu günkü çağdaş anlayışı sürdürmüştür.
Sağlıklı beslenmenin koşullarından olan az yemek, ******�ün de
beslenme politikası olmuştur. Onun sofrasında bol çeşit olmaması da bu
hususu kanıtlar.

Geleneksel Türk içkisi olarak O�da rakıyı seviyor ve leblebi, kavun
gibi mezeler yiyor. Bunlar da O�nun geleneksel yanlarından birisini
oluşturuyor. Beslenmesinde Türk zevkinin egemen olduğunu görüyoruz.
Türk mutfağının yemekleri, mezeleri, tatlıları, içecekleri ve
meyveleriyle besleniyordu. Avrupa mutfağının yiyecekleriyle
beslenmemiştir.

O�nun döneminde devlet görevlilerinin sofralarında et yemeği hemen
hemen yoktu. Kebaplar, yağlı ağır yemekler yemiyordu. Bazen tavuk ya da
hindi yeniyordu. Anadolu�da halk eti Kurban Bayramında görebiliyordu.
Ülke yoksul durumda idi. Halkının et yemediğini ****** çok iyi
biliyordu. Kendi sofrasında da bazen etli yemek oluyordu. O�nun ülkenin
bu yoksul durumunu göze aldığını ve bu nedenle de et yemediği
söylenebilir. Yemek sofrasında ve sevdiği yemeklerde daha çok sebze
ağırlıklı yemekler dikkati çekiyor.

Yemeklerdeki gelenekselliği sürdürmesi, O�nun geleneksel Türk
kültüründen kopmayışının bir kanıtıdır. Fakat O, her konuda
çağdaşlaşmayı amaç edinmişti. Ama bunu yaparken çağdaşlık ve
geleneksellik sentezi içinde, ulusal kimliğin korunarak çağdaşlığın
gerçekleştirilmesini istemesi, O�nun çağdaş bir devlet adamı oluşunun
en güzel göstergesidir."

buz_prens
Admin

Mesaj Sayısı: 34
Kayıt tarihi: 07/06/09

Kullanıcı profilini gör http://sugibifm.yetkinforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz